Selçuk Bayraktar, Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nde dijital egemenlik ve Milli Teknoloji Hamlesi üzerine önemli açıklamalarda bulundu.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nde yaptığı konuşmada teknoloji dünyasındaki güncel gelişmeleri, yapay zekâ yarışını ve dijital egemenlik konusunu ele aldı. Bayraktar, teknolojinin insan onurunu koruyan bir araç olması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında küresel teknoloji devlerinin oluşturduğu tahakküme dikkat çeken Bayraktar, bu sistemlerin yalnızca cihazları değil, doğrudan insan iradesini hedef aldığını belirtti. Sosyal medya ve dijital platformların dopamin odaklı algoritmalarla kullanıcıları bağımlı hale getirdiğini ifade eden Bayraktar, bu yapının insanı sağlığından, akli melekelerinden ve hürriyetinden kopardığını söyledi.
Bayraktar, sivil teknoloji ürünlerinin de artık birer güç aracına dönüşebildiğini belirterek akıllı telefonlar, saatler, iletişim ağları ve tedarik zincirleri üzerinden yeni bir bağımlılık ve denetim düzeni kurulduğunu dile getirdi. Teknolojinin insanı makineleştirdiği bir dünyanın tehlikelerine dikkat çeken Bayraktar, asıl hedefin insanın makineleştiği değil, teknolojinin insana hizmet ettiği adil bir dünya kurmak olduğunu vurguladı.
Dijital Tahakküme Karşı Milli Teknoloji Hamlesi
Bayraktar, küresel tekellerin devasa işlem gücü gerektiren modellerine karşı Türkiye’nin kendi özgün yolunu çizmesi gerektiğini söyledi. İHA ve SİHA projelerinde olduğu gibi, başkalarının belirlediği kuralları takip etmek yerine paradigma dönüşümü yaratacak yenilikçi yaklaşımlara odaklanılması gerektiğini dile getirdi.
Büyük dil modellerini temelde istatistiksel tahminleme makineleri olarak tanımlayan Bayraktar, yapay zekâ alanındaki ilerlemenin yalnızca kaba işlem gücüne dayanmaması gerektiğini ifade etti. İnsan beyninin 20 watt’ı dahi geçmeyen enerji kapasitesiyle evrenin temel kanunlarını keşfedebildiğini hatırlatan Bayraktar, yapay zekâda da insanın düşünsel yeteneklerinden ilham alan daha verimli yöntemlere ihtiyaç olduğunu söyledi.
İnsanlığın bilimsel birikimi üzerine inşa edilen, fiziksel âlemi, dilin yapısını ve düşünsel yetenekleri merkeze alan melez bir yapay zekâ yaklaşımının önemine değinen Bayraktar, düşük işlem gücüyle daha karmaşık problemlerin çözülebileceğini savundu.
Bayraktar’a göre veri güvenliği ve dijital egemenlik için açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir yazılım, donanım ve teknoloji ekosistemleri kritik öneme sahip. Kısa vadede dışarıdan teknoloji temin edilmesi gereken durumlarda bile, özellikle altyapı yazılımları ve donanımları için açık kaynak modelinin şart koşulması gerektiğini belirten Bayraktar, açık kaynağın mahremiyet ve dijital egemenlik açısından vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Bayraktar ayrıca verilerin küresel teknoloji devlerinin sunucularına teslim edilmesi yerine, dağıtık öğrenme ve işleme mimarilerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu modelde verinin kurumlar ve ülke sınırları içinde kalacağını, algoritmaların ise mahremiyeti bozmadan öğrenebileceğini belirtti.
Teknolojik Dayanışma İttifakı Vurgusu
Bayraktar, yapay zekâdan ileri çip teknolojilerine, kuantum bilgi işlemden robotik otomasyona kadar uzanan alanlarda Türkiye’nin kaynaklarını geleceğin teknolojilerine yönlendirmesi gerektiğini söyledi. Devasa ve merkezî bulut yapılarına bağımlılığı azaltmak için dağıtık işlem ve veri merkezi modellerinin geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Konuşmasında “Teknolojik Dayanışma İttifakı” çağrısı da yapan Bayraktar, Türkiye’nin geliştirdiği yüksek teknolojiyi dost, kardeş ve mazlum halklarla paylaşması gerektiğini söyledi. Bayraktar’a göre bu birliktelik yalnızca kâğıt üzerinde bir ittifak değil, aynı zamanda dijital tahakküme karşı derin bir zihniyet devrimi olmalı.
TEKNOFEST Kuşağı ve İnsani Teknoloji Vizyonu
TEKNOFEST kuşağının dijital prangaları parçalayan bir hürriyet nesli olduğunu belirten Bayraktar, bu gençlerin yalnızca savunma sanayiinde değil, yapay zekâ ve dijital platformlar alanında da yeni projeler geliştirdiğini söyledi. Baykar’da geliştirilen yeni nesil yapay zekâ sistemleri, birbiriyle haberleşen otonom sürüler ve savunma teknolojilerindeki çalışmaların da bu kuşağın imzasını taşıdığını ifade etti.
Bayraktar, yapay zekânın yalnızca rekabet ve güç alanı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek teknolojinin eğitim, sağlık ve sosyal refah için de büyük fırsatlar sunduğunu söyledi. Protein sentezi, akıllı ilaç keşfi, kanser araştırmaları, robotik cerrahi ve kişiselleştirilmiş eğitim asistanları gibi alanlarda yapay zekânın insanlığa önemli katkılar sağlayabileceğini dile getirdi.
NSosyal, T3AI dil modeli ve KÜRE Dijital Ansiklopedi gibi projeleri de örnek gösteren Bayraktar, Türkiye’nin kendi sosyal ağlarını, dil modellerini ve güvenilir bilgi kaynaklarını geliştirmeye başladığını söyledi. T3AI’nin Türkçe kaynaklar ve kültürel değerlerle eğitildiğini belirten Bayraktar, modelin farklı parametrelerdeki versiyonlarının kamu yararı için kurumlarla paylaşıldığını ifade etti.
KÜRE Dijital Ansiklopedi’nin ise kaynağı ve müellifi belli, açık kaynaklı ve güvenilir bilgi anlayışının bir ürünü olduğunu belirten Bayraktar, dijital çağda hakikatin korunmasının da teknoloji geliştirmek kadar önemli olduğunu vurguladı.
Yapay zekânın sadece teknik bir rekabet alanı olmadığını, aynı zamanda felsefi bir duruş gerektirdiğini belirten Bayraktar, teknolojinin insanı nesneleştirmesine karşı çıkılması gerektiğini ifade etti. İnsanın kendi ürettiği algoritmaları kutsamasının tehlikeli bir yanılgı olduğunu söyleyen Bayraktar, Milli Teknoloji Hamlesi’nin bu nedenle yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda insani ve ahlaki bir vizyon taşıdığını dile getirdi.
Bayraktar, geleceğin haritasının özgür iradeyle ve dayanışmayla çizilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı. Teknolojinin bir tahakküm aracı değil, insanı ve şuuru yücelten bir imkân olarak kullanılması gerektiğinin altını çizdi.
Sizce yapay zekâ teknolojilerinde dijital egemenliğimizi korumak için en kritik adım ne olmalı?
Kaynak = https://shiftdelete.net/selcuk-bayraktardan-yapay-zekada-dijital-egemenlik-vurgusu


