...

İran’a saldırıdan kim kârlı çıktı? | Volkan Karsan

İran’a saldırıdan kim kârlı çıktı? | Volkan Karsan

01 Haziran 2026, 01:12

Ortadoğu yine yanıyor. Ama her savaşta olduğu gibi bu savaşın da cephede görünen aktörlerinden çok, görünmeyen kazananları var.

Prof. Dr. Kenan Mortan’ın dostları arasında mail yoluyla paylaştığı çarpıcı değerlendirme, İran savaşı üzerinden aslında çağımızın en sert gerçeğini yüzümüze vuruyor: Modern savaşlarda halklar kaybediyor, sistem kazanıyor. Kendi izni ile alıntıladığımız değerlendirme bir çok konuya ışık tutar nitelikte…

ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a yönelik askeri operasyonlarının üzerinden üç ay geçti. İlk bakışta herkes birbirine zarar vermiş gibi görünüyor. Ancak tablo biraz dikkatli incelendiğinde savaşın gerçek galipleri hemen ortaya çıkıyor.

Petrol şirketleri…

Silah sanayii…

Otoriter rejimler…

Ve küresel krizlerden beslenen finans çevreleri…

Kenan Mortan’ın dikkat çektiği ilk veri çok çarpıcı: Ham petrolün varil fiyatı 61 dolardan 110 dolara yükseldi. Daha da önemlisi, fiyatların 200 dolara çıkma ihtimali artık ciddi biçimde konuşuluyor. Yani savaş, enerji tekelleri için devasa bir servet transferine dönüşmüş durumda.

Bir başka dikkat çekici başlık ise Hürmüz Boğazı.

İran’ın kurduğu “Fars Körfezi Su Yolu İdaresi” ve bitcoin üzerinden çalışan “Hormuz Safe” sistemi, küresel ticaretin artık klasik devlet mekanizmalarının dışına taşındığını gösteriyor. Bu sadece jeopolitik değil; aynı zamanda yeni nesil ekonomik korsanlığın da işareti.

Ama savaşların en karanlık tarafı her zaman içeride yaşanıyor.

Mortan’ın aktardığı Amnesty verilerine göre İran rejimi, savaş atmosferini iç baskıyı artırmak için kullanıyor. Muhalif idamları hızlanmış durumda. Yani dış savaş, içeride otoriterleşmenin yakıtına dönüşüyor.

Bir başka büyük kazanan ise Amerikan savaş sanayii.

Savunma şirketlerinin hisseleri yükseliyor, borsa coşuyor, yatırımcı kazanıyor. Cephede ölen insanların ekonomik karşılığı Wall Street ekranlarında “yükseliş trendi” olarak okunuyor.

Peki kaybedenler kim?

Aslında liste çok daha uzun.

Öncelikle demokrasiler kaybediyor.

Trump’ın kamuoyu desteğindeki sert düşüş, savaşın Amerikan toplumunda ciddi bir yorgunluk yarattığını gösteriyor. Ancak daha önemlisi, Mortan’ın dikkat çektiği “buyrukçu-popülist yönetimler” meselesi.

Son 15 yılda tek adam rejimlerinin ekonomik performansının demokratik ülkelerin gerisine düşmesi tesadüf değil. Çünkü baskı kısa vadede kontrol sağlasa da uzun vadede üretkenliği öldürüyor.
ABD ekonomisi bile bu savaşın maliyetinden kaçamıyor. Kamu borcu 39 trilyon dolara yükselmiş durumda. Nobel ödüllü iktisatçı Paul Krugman’ın dikkat çektiği yüksek tahvil faizleri ise küresel sistemin alarm verdiğini gösteriyor.

Ama en ağır darbeyi yine gelişmekte olan ülkeler alıyor.

Türkiye dahil birçok ülkenin Uluslararası Yatırım Pozisyonu bozuluyor. Dış kırılganlık büyüyor. İlginç olan ise piyasaların bunu hâlâ yeterince fiyatlamaması.

Mahfi Eğilmez buna “piyasa aldırmazlığı” diyor.

Financial Times yazarı Martin Wolf ise daha net konuşuyor:

“Piyasalar daha önce de yanıldı, yine yanılabilir.”

Belki de bütün hikâyenin özeti tam burada yatıyor.

Dünya, ekonomik risklerin normalleştiği tehlikeli bir döneme giriyor. Savaşlar artık sadece cephede değil; enerji piyasalarında, tahvil faizlerinde, limanlarda, veri merkezlerinde ve algoritmalarda yaşanıyor.

Ve her savaş sürecinde aynı soru geriye kalıyor: Gerçekten kim kazandı? 



Kaynak = https://www.finansingundemi.com/redirect/1896406

administrator

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir