Cevdet Yılmaz: “Türkiye, bölgesinde istikrar adası konumundadır”

Cevdet Yılmaz: “Türkiye, bölgesinde istikrar adası konumundadır”


Yılmaz, özellikle son altı yılda küresel ekonominin ardışık şoklarla karşı karşıya kaldığını belirterek, pandemi sürecinde düşük maliyete odaklı küresel tedarik zincirinde ciddi kırılmalar meydana geldiğine işaret etti. Ardından gelen özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere yaşanan jeopolitik gerilimlerin, enerji ve gıda güvenliğini ön plana çıkardığına dikkati çeken Yılmaz, “Bu gelişmelerin üzerine küresel ölçekte yaşanan enflasyon dalgası, para politikalarını sıkılaşmaya zorladı, böylece enflasyon ve büyüme arasında son derece hassas bir denge ortaya çıktı.” değerlendirmesini yaptı.

Yılmaz, küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık gösterdiğini, son üç yıla bakıldığında ortalama yüzde 3 civarında büyüme görüldüğünü kaydetti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2000-2019 döneminde bu oranın yüzde 3,7 olduğunu vurgulayarak, söz konusu yüzde 3’lük büyümenin tarihsel ortalamanın altında olduğunun altını çizdi. Yılmaz, küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızının 2000-2019 döneminde yüzde 4,8 olduğunu belirterek, 2020-2025 döneminde büyüme oranının yüzde 3’lere gerilediğini hatırlattı.




Cevdet Yılmaz: Türkiye, bölgesinde istikrar adası konumundadır

“YÜKSELEN FİYATLAR, ENERJİ İTHALATÇISI OLAN ÜLKEMİZİ ETKİLİYOR”

Bölgede yaşanan gerilimlerin bu kırılgan yapıya yeni riskler eklediğini bildiren Yılmaz, “Orta Doğu’da yaşanan savaş, enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettiriyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş, artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır.” şeklinde konuştu. Yılmaz, petrolün yüzde 20’sinin, sıvılaştırılmış gazın (LNG) yüzde 25’inin Hürmüz Boğazı’ndan dünyaya sevk edildiğini vurgulayarak, Boğaz’ın gübre gibi birtakım girdilerde önemli oranlarda rol oynadığını ifade etti. Türkiye’nin de bu süreçten etkilendiğini dile getiren Yılmaz, şunları söyledi: “Özellikle yükselen fiyatlar, enerji ithalatçısı olan ülkemizi etkiliyor. Ancak şunun da altını çizmek isterim, Türkiye bu süreçte arz problemi yaşamadı. En pahalı enerji olmayan enerjidir. Elbette fiyat etkisini yaşıyoruz ama son 23 yılda yaptığımız birtakım projelerle, attığımız adımlarla Türkiye tedarik sistemini çok çeşitlendirdi. Depolama kapasitesini arttırdı, yerli üretimini geliştirdi. Dolayısıyla bu süreçlerde bir arz problemi yaşamadık.” Yılmaz, doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmelerin küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirdiğini aktardı.






Cevdet Yılmaz: Türkiye, bölgesinde istikrar adası konumundadır

Jeopolitik risk algısındaki artışın, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükselttiğini, finansal koşulları sıkılaştırdığını anlatan Yılmaz, “IMF’nin güncel tahminlerine göre, 2026 yılı küresel büyüme beklentisi yüzde 3,1. Enflasyon beklentisi ise 4,4 civarında. En olumsuz senaryo dediğimiz, kötümser senaryonun gerçekleşmesi halinde ise bu yıl büyümenin yüzde 2’ye gerilemesi, küresel enflasyonun ise yüzde 5,8’e kadar yükselmesi öngörülmekte.” dedi. Yılmaz, tüm bu zorlu küresel konjonktürle birlikte küresel ekonomide üç temel dönüşüm sürecinin ön plana çıktığını gördüklerini aktararak, şöyle konuştu: “Birincisi, dijitalleşme. Dijitalleşme ve yapay zeka odaklı teknolojik dönüşüm, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm ile çok taraflı ticaret sisteminin zayıflamasıyla birlikte artan jeopolitik bloklaşmalar. Burada da yapay zekanın ön plana çıktığını görüyoruz. Yapay zeka teknolojilerden bir teknoloji değil, yatay bir teknoloji. Dolayısıyla tüm alanları etkileyen, dönüştüren bir etkide bulunuyor. Kamudaki yönetişim yapılanmasından eğitime, sağlığa, endüstrideki dönüşüme varıncaya kadar birçok alanı köklü bir şekilde etkiliyor. Dolayısıyla üretim faktörleri arasındaki ilişkiler yeniden tanımlanıyor. Veri ve teknolojisi yoğun sektörlerin küresel ekonomideki payı artıyor. İkinci dönüşüm alanı, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm. Düzenleyici çerçeveler ve sürdürülebilirlik standartları, üretim süreçlerini ve küresel ticaretin kurallarını yeniden şekillendirmekte. Üçüncü olarak, çok taraflı ticaret sisteminin zayıflaması, jeopolitik bloklaşma ve stratejik sektörlerde artan korumacılık eğilimleri, küresel ticaretin yapısını eskisine göre çok daha parçalı hale getirmiştir. Bu süreçte tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması kritik önem kazanmış durumda. Kısa vadede maliyetleri artırsa da orta ve uzun vadede dayanıklılığı ön plana aldığımızı görüyoruz tüm dünya olarak. Sonuç olarak, bu eş zamanlı dönüşümlere uyum kapasitesinin artırılması, ülkelerin ve firmaların rekabet gücü açısından belirleyici hale gelmektedir.”




Kaynak = https://www.sabah.com.tr/gundem/2026/05/06/cevdet-yilmaz-turkiye-bolgesinde-istikrar-adasi-konumundadir

administrator

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir