ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar sonrası bölgede artan gerilim, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki riskleri artırarak petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Brent petrolün 100 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi, küresel ölçekte enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Artan enerji maliyetleri, dünya genelinde faiz indirim beklentilerinin ötelenmesine neden olurken, merkez bankalarının yeniden sıkılaşma sürecine girebileceği yönündeki öngörüleri güçlendirdi.
FED İÇİN FAİZ ARTIŞI SENARYOSU GÜÇLENİYOR
Para piyasalarında oluşan beklentilere göre ABD Merkez Bankası’nın önümüzdeki toplantılarda faizleri sabit tutması, ancak yılın son çeyreğinde yani ekim ve aralık aylarında faiz artışına gitmesi olasılığı giderek yükseliyor.
Petrol fiyatlarının yüksek seyrini koruması halinde bu ihtimalin daha da güçleneceği belirtiliyor.

TÜRKİYE’DE BANKALAR KREDİ FAİZLERİNİ YÜKSELTMEYE HAZIRLANIYOR
Küresel gelişmelerin etkisi Türkiye’de de hissedilmeye başladı. Bankacılık kaynaklarına göre, yurtiçinde bazı bankalar ticari kredi faizlerinde 5-6 puanlık artış için hazırlık yapıyor.
Mevcut durumda yüzde 45 seviyelerinde olan ticari kredi faizlerinin yüzde 50 bandına yükselmesi beklenirken, bu artışın bireysel kredi faizlerine de yansıması öngörülüyor.
KREDİ SINIRLARI VE YENİ DÖNEM
Türkiye’de uygulanan kredi büyüme sınırları nedeniyle bankalar bir süredir ticari kredi verme konusunda sınırlı hareket ediyordu. 30 Mart itibarıyla yeni limitlerin devreye girmesi beklenirken, bu süreçle birlikte faiz artışlarının da eş zamanlı olarak devreye alınabileceği ifade ediliyor.

“FAİZ ARTIŞI KAÇINILMAZ” GÖRÜŞÜ HAKİM
Ekonomi çevreleri, faizlerde beklenen yükselişi sürpriz olarak görmüyor. Uzmanlara göre artan fonlama maliyetleri ve küresel koşullar, faiz artışını kaçınılmaz hale getiriyor.
Bir başekonomistin değerlendirmesine göre, mevcut şartlar altında düşük faizle kredi vermek mümkün değil ve piyasa dinamikleri doğal olarak faizlerin yukarı yönlü hareket etmesine neden oluyor.

TCMB SIKILAŞMA MESAJINI ÖNCEDEN VERDİ
hürriyet.com’dan Gamze Bal’ın haberine göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), savaşın ekonomik etkilerini sınırlamak amacıyla mart ayı başında bazı önlemler aldı. Fonlama maliyetinin yükseltilmesiyle birlikte politika faizinin efektif olarak yüzde 40’ın üzerine çıktığı görüldü.
Merkez Bankası, enflasyonda kalıcı bir bozulma yaşanması durumunda ilave sıkılaşma adımlarının atılabileceği mesajını da net şekilde verdi. Bu gelişmeler doğrultusunda nisan ayı için faiz indirimi beklentileri de rafa kaldırıldı.
AMAÇ DÖVİZ TALEBİNİ SINIRLAMAK
Bankacılık sektöründen üst düzey bir yöneticiye göre, kredi faizlerindeki artışın temel hedeflerinden biri döviz talebini kontrol altına almak.
Kredi yoluyla piyasaya giren fazla Türk lirasının dövize yönelmesi, kur üzerinde baskı oluştururken bu durum enflasyonu da yukarı çekiyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın kredi kanalı üzerinden oluşabilecek döviz talebini sınırlamaya çalıştığı ifade ediliyor.

KURUMLARIN DÖVİZE YÖNELİMİ RİSK OLUŞTURUYOR
Bankacılık kaynakları, özellikle büyük ölçekli şirketlerin kredi kullanarak dövize yönelmesinin rezervler üzerinde baskı yarattığını belirtiyor. Bu durumun enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığına dikkat çekiliyor.
Bu nedenle faiz artışı gibi önlemlerin, sadece finansal değil aynı zamanda makroekonomik dengeyi korumaya yönelik olduğu vurgulanıyor.
GERİLİM DÜŞERSE ÖNLEMLER GEVŞEYEBİLİR
Uzmanlara göre Ortadoğu’daki tansiyonun düşmesi veya savaş riskinin ortadan kalkması durumunda, alınan sıkılaştırıcı önlemler de kademeli olarak geri çekilebilir.
Ancak mevcut tablo, kısa vadede sıkı para politikalarının devam edeceğine işaret ediyor.
Kaynak = https://www.cnnturk.com/ekonomi/savasin-ekonomik-bedeli-ucuz-kredi-donemi-bitiyor-mu-2411016
