7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 04.06.2026 TARİHLİ ResmiGazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanunla çok önemli vergi istisnaları da hayatımıza girmiş oldu. Bu kanunun en önemli ve tartışmalı maddelerinden biri şüphesiz ki “varlık barışı” düzenlemesidir. Varlık barışı uygulamasına tartışmalı diyoruz, çünkü kanunda sınırlar yeterince net çizilemiyor ve her varlık barışı uygulamasında o konu girer bu konu girmez tartışması yapılıyor. Yirmi yedi yıllık meslek hayatımda gördüğüm en tartışmalı kanun düzenlemesi desem sanırım yanılmam!
Bu konuyu daha önce de ele aldım ama konunun önemine binaen düzenlemenin tartışmalı meselelerini tekrardan ele almakta fayda görüyorum. Nitekim, yakın zamanda konuya ilişkin olarak ikincil düzenlemeler yapılacaktır. Umarız ikincil düzenlemelerde konu daha belirgin ve sınırları netleşmiş olarak ele alınır.
Bu kanun kapsamında gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir.
Kanun kapsamında bildirilecek varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekecektir. Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıkların yurda getirildiği, Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkin belgeler ile tevsik olunacak ve Gümrük İdaresi, bu kapsamda aldığı beyanları, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirecektir
MÜKELLEF OLANLAR!
“Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir. Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.”
Bu düzenleme uyarınca, Türkiye’de gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olanlar kanuni defter kayıtlarında yer alan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için bu kanun düzenlemesinden yararlanamayacaklardır. Kanun koyucu böylelikle defter kayıtlarında olmayan varlıkların kayıtlara girmesini amaçlamaktadır.
Kanuna tartışmalı deme gerekçelerimizden birini burada açıklayalım. Buna klasik örnek sanırım kayıt dışı hasılat örneği olacaktır ama buraya birçok konu da girebilecektir. Örneğin, bir gelir veya kurumlar vergisi mükellefi bir gayrimenkulünü 10 Milyon Türk Lirasına sattı ve tapuda bu tutarı 2 Milyon TL gösterdi ise ve 8 Milyon Türk Lirasını da bu kanun kapsamında bildirdi ise ne olacaktır?
Nitekim satılan gayrimenkul kanuni defter kayıtlarında yer almaktadır! Ancak kayıt dışı hasılat kısmı ise kayıtlarda yer almaktadır! Muhtemeldir ki, mükellef kayıt dışı olduğunu savunacak, müfettiş ise gayrimenkul kayıtlarda yer alıyor yararlanamazsın diyecektir! İşlem mahkemede sonuçlanacaktır! Mahkeme de yorum yaparak kanunun açığını doldurmak isteyecektir.
Yine, mükellefler örneğin ortağa verilen borç nedeni ile adatı yanlışlıkla düşük hesapladığını fark etmiş ise bu kanundan yararlanabilecek midir? Nitekim işlem kayıtlarda mevcut olmakla birlikte eksik hesapladığı tutar kayıtlarda yer almamaktadır. Bunun gibi bir sürü örnekle karşılaşılabilecektir.
İster yurt içinden ister yurt dışından bu kanun kapsamında bildirilen varlıklar 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilecek,bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacak, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmeyecektir. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmayacak ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilecektir.
MÜKELLEF OLMAYANLAR!
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulundukları varlıklarını yukarıda yer alan sürede Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında defter tutma fon hesabı oluşturma gibi şartlar aranmaksızın kanundan yararlanabileceklerdir.
En tartışmalı konulardan biri de burada ortaya çıkacaktır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi mükellef olanlar defter kayıtlarında yer almayan varlıklar için bu kanundan yararlanabileceklerdir. Örneğin, bir kurumlar vergisi mükellefi şirket mükellef olmayan ortağına 10 Milyon TL borç verdi ise bu şirket bakımından kayıtlarda yer alırken ortak bakımından kayıtlarda yer almayan bir tutardır. Ortak bu kanun kapsamında 10 Milyon TL bildirimde bulunup, %5 ödeme yaparsa ne olacaktır? Ortak bakımından gelir vergisi hesaplanamayacaktır, o halde aslında ortak adına kar dağıtımı nedeni ile stopaj yapacak olan şirket de stopaj yapmaksızın kar dağıtımı yapılmış gibi kayıtlarını düzeltebilecek midir?
Örnek verdiğim konular en sık rastlanılan durumlara işaret etmektedir. Aksi türlü bu örnekler çoğaltılabilecektir. İkincil düzenlemelerde bu konulara ilişkin açıklamalar yapılmalıdır. Ancak tasarı yasalaştığı için ikincil düzenlemelerde yasayı daraltacak açıklamalar yapılsa bile yargı bu kısıtlamaları dikkate almayacaktır.
BİLDİRİMİN YAPILMASI VE ÖDENMESİ
Varlık bildirimleri banka ve aracı kurumlara yapılacak, banka ve aracı kurumlar varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edecek ve aynı sürede ödeyeceklerdir.
VERGİ İNCELEMESİ YAPILMAMASI!
Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının kanun kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz. Bulunan matrah farkının, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır. Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu kanun kapsamında bildirilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.
Ancak bu kanun kapsamına neyin girdiği neyin girmediği meselesi senelerdir tartışılıyor ama maalesef bir türlü açıklığa kavuşturulamıyor. Yukarıda bahsettiğimiz örnekte ortak şirketten aldığı borcu bu kanun kapsamında varlık olarak bildirecek olur ise, sadece ortağa gelir vergisi boyutu ile mi vergi incelemesi yapılmayacak, yoksa şirkete kar payı dağıtımı boyutu ile de mi işlem yapılmayacaktır? Yoksa kanunun kapsamı çok sınırlı olarak sadece kayıt dışı hasılat mı olacaktır?
Yine burada çok ama çok tartışmalı gördüğüm bir örnekten bahsetmek isterim. Mükellef olmayan bir gerçek kişi kanun süresi boyunca 2026 ve 2027 yıllarında yani 31.07.2027 tarihine kadar onlarca konut alıp satsa ve yüklü miktarlarda kazançlar elde etse sonra da bu kanundan yararlansa ne olacaktır? Kanun böyle bir düzenlemeyi eminim amaçlamamıştır. Ancak dediğimiz gibi sınırlar net çizilmediğinden bahsettiğimiz türden birçok örnek yaşanabilecektir.
Bu kanundan yararlanıp %5 vergi ödeyenlere işlem bu kanun kapsamına girmez denilir ise ne olacaktır? %5’lik tutar iade edilecek midir, edilmeyecek midir?
Burada doğal olarak akıllara madem böyle bir düzenleme yapılacak idi, o halde matrah artırımı, kasa/ortaklar cari affı kanunu da çıksa olmaz mı idi sorusu geliyor! Kaldı ki, piyasada affa yönelik çok büyük beklenti olduğu bütün tarafların malumu ve af kanunlarının sınırları bu kanuna göre çok daha belirli.
BU KANUN SADECE VERGİ İNCELEMESİNDEN KURTARIR, DİĞER KANUNLARDAN KURTARMAZ!
Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Ancak, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmeyecektir. Yani kanun koyucu demektedir ki, bu kanundan yararlandığın bir konu örneğin Masak Kanunu kapsamında suç oluşturur ise ben gereğini yaparım!
KANUNDAN YARARLANACAKLAR BİLDİRİMLER NEDENİ İLE ÖDEMENİZ GEREKEN TUTARI ÖDEMEZ İSENİZ, HEM KANUNDAN YARARLANAMAZSINIZ, HEM DE ÖDEMENİZ GEREKEN TUTAR ZORLA ALINIR!
Kanun kapsamında bildirildiği halde, bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilmemesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ya da yurtiçi varlıklar bildirildiği halde belirtilen sürede banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve diğer şartların yerine getirilmemesi hallerinde vergi incelemesi yapılmaması düzenlemesinden yararlanılamaz.
Ayrıca, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur. Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bu madde kapsamında yapılan bildirim dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda yapılacak tarhiyatlar için de inceleme ve tarhiyat devam eder. Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez.
Varlık barışı düzenlemesi daha önceleri matrah artırımı, kasa/ortaklar cari affı ile birlikte çıkardı ve gerçek ve tüzel kişiler varlık barışı düzenlemesinden çok da yararlanmazdı. Eminim bu varlık barışı matrah artırımı gibi değerlendirilecek ve birçok konu hakkında varlık barışı yapılacaktır. Bu da tartışmaları artırabilecektir!
Kaynak = https://www.finansingundemi.com/redirect/1896925
