Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, son dönemde artan enflasyon, cari açık ve jeopolitik risklerin ekonomi yönetimini daha sert sıkılaşma adımlarına ittiğini belirterek, Merkez Bankası’nın neden faiz artırımı yerine kredi kısıtlamalarını tercih ettiğini üç temel nedenle açıkladı.
Kara’ya göre, ekonomide enflasyonla mücadelede geç kalınması ve faizlerin uzun süre yüksek kalması, ekonomi politikasında “zor tercihler” dönemini beraberinde getiriyor.
Kara, sosyal medya paylaşımında makroihtiyati tedbirleri şu şekilde değerlendirdi:
“Yakın dönemde artan enflasyon, cari açık ve siyasi/jeopolitik riskler para politikasında sıkılaşmayı beraberinde getirdi.
Peki Merkez Bankası parasal sıkılaştırmayı neden faiz artırarak değil de kredileri kısıtlayarak yapıyor? Bu noktaya gelinmesi kaçınılmaz mıydı?
Üç temel açıklaması var:
Birincisi, risk algısının yüksek ve bu nedenle kaliteli sermaye girişlerinin zayıf olduğu bir ortamda artırılan faizin kısa vadeli sermaye akımlarını körükleyerek finansman kalitesini daha da bozması.
İkincisi, ülkemizde teknik/iktisadi olmayan nedenlerden dolayı toplumun ve siyasilerin bir bölümünün faiz hassasiyetinin yüksek olması ve bunun dolaylı olarak karar alıcıları etkilemesi.
Üçüncüsü, borç alan şirketler ve hane halkının gelirlerinin faiz kadar artmadığı bir ortamda faizi yükseltmenin, geri ödeme zorlukları üzerinden finansal istikrarsızlığı besleme riski. Buna parasal iktisat literatüründe “finansal baskınlık” diyoruz. Normal zamanlarda pek olmayan, faizin çok uzun süre yüksek kaldığı veya başka sıkıntılı dönemlerde ortaya çıkan bir durum.
Bu ve benzeri nedenlerden dolayı faizi artırmakta hevesli olmayan Merkez Bankası, çareyi kredi miktarını kısmakta buluyor.
Zor tercihler yolda
Büyük resimden bakarsak, gelinen noktada ekonomi politikasının sıkışmasının temel nedeni gerek başta enflasyonla mücadelede gecikilmesi gerekse içerde ve dışarda çalkantıların dinmek bilmemesi nedeniyle enflasyon ve faizlerin uzun süre yüksekte asılı kalması. Enflasyonun düşmemesi aynı zamanda TL’deki reel değerlenme sürecinden çıkılamamasına neden olarak sistemi başka bir kanaldan sıkıştırıyor.
Programın başında vakitli ve doğru dozda para, maliye ve yapısal politika tercihleriyle enflasyonun başı erkenden ezilebilirdi, fakat çeşitli nedenlerden dolayı yapılamadı. Ekonomi yönetimi gelinen noktada kolay çözüm kalmadığının farkında. Artık zor tercihler bizi bekliyor.”
Yakın dönemde artan enflasyon, cari açık ve siyasi/jeopolitik riskler para politikasında sıkılaşmayı beraberinde getirdi.
Peki Merkez Bankası parasal sıkılaştırmayı neden faiz artırarak değil de kredileri kısıtlayarak yapıyor? Bu noktaya gelinmesi kaçınılmaz mıydı?Üç temel…
— Hakan Kara (@ali_hakan_kara) May 24, 2026
TCMB’den makro finansal istikrarı destekleyici adım


Kaynak = https://www.finansingundemi.com/haber/tcmb-neden-kredi-frenine-basvuruyor-hakan-karadan-kritik-analiz/1895905
